GM: Özlem B. DURU
Topluluk: yıldızBKFK
Setting: Call of Cthulhu
Oyuncu Sayısı: 20
Oyuncu Deneyimi: Mümkünse deneyimli.
Oyun Detayı
Abaoue ma beuzet Ker Is N'eus kavet den par da Paris "Şehr-i YS battığından beri; kimse bulamadı Paris'te dengini." Bretonlar'dan günümüze gelen bu eski mısraların bir anlamı vardır kuşkusuz.
Fransızların kendilerinden saymayıp dalga geçtikleri bu eski, bilge insanlar Paris'i dünyanın ta kendisi olarak görürlerdi ve Ys'e adeta taparlardı. Bugün bile, Paris'in ilk adının Ker Is olduğunu iddia eden az tarihçi yoktur. Batık şehir dendiğinde Herkes Atlantis'ten, Mu'dan hatta Hy Brasil'den söz eder, ancak kimse Ys'i, ya da eski halkın deyişiyle Ker Is'i hatırlamaz. Conan Meriadoc'u, Büyük Gradlon'u, Kızıl saçlı savaşçı Malgven'i, hele de sarışın Prenses Dahut'u, yakışıklı Guenole'yi bilmezler. Pirinç duvarların kapladığı o kadim şehir, Araplar'ın Tunç şehri misali sadece sulara değil, geçmişin de en derinliklerine gömülmüştür. Nedense hiçbir zihin bu gizemi eşelemeyi istememiştir. Hatta istemek şöyle dursun, aramamıştır bile. Yaşanmış kıyım, acı ve öfke öyle eski, öyle derindir ki, ruh adını verdiğimiz sessiz kalkanlar orada hiçbir şey yokmuşçasına bizi yönlendirirler belki. Eski kaşifler, Ys'in geçmişini kurcalarlarsa olacaklardan korkabilirlerdi, ve hatta korkmuşlardı. Ancak kimse, bu eski sırrın 2009'un en gözde sosyete partisini nasıl berbat edeceğini öngöremezdi. Ünlü soprano Francesca Ferrari'nin parlak konseri, jet sosyetenin gözde çifti Garnierler'in evinde verilecek bir ziyafetle kutlanacaktı. Gecenin hareketli geçeceği kesindi, yoksa bu kadar gazetecinin ortamda ne işi vardı? Nitekim parti gerçekten hızlı başladı, hatta becerikli papparazzi Nicole French'in bile ummadığı kadar malzeme çıktı, ama trajikomik başlayan gecenin sonu acaba nereye varacaktı? Size kim olduğumu söylemeyeceğim. Sadece Garnierler'in bir sırrı olduğunu açık edeceğim. Hoş sosyetede skandala yol açacak sırrı olmayan yokur, o da başka. Ancak açılmaması gereken bazı kutular, söylenmemesi gereken bazı sırlar vardır. Her ailenin mahzenine kapatmayı tercih ettiği çirkin gerçekler, bir gün suyun yüzüne çıkıverirler. Tıpkı eski halkın, Ys'in bir gün yapmasını umduğu gibi. Ben? Hayır, ben bunu hiç hayal etmedim. Geçmiş olduğu yerde güzeldir diyenlerdenim. Dehşetengiz güzellikler, yanlarında dehşetengiz sorunlar getirirler. Doğa kanunudur bu. Ancak bizim doğamızın parçası olmayan şey, onların içinden çıktığı derin karanlıktır. Bugün Ys'in efsanesini bilen balıkçılar, bazen dikkatli dinlediklerinde denizin derinliklerinden gelen çan seslerini duyabildiklerini iddia ederler. Bazıları Dahut'u sarı saçlarını tararken bile gördüklerini dile getirirler. Ancak öyküleri daima aniden biter. Kaçtıklarını söyleyemezler, sizin anlamanızı beklerler. Soru sormamanızı isterler. Çünkü bilirler ki, Bretonlar aynı zamanda şunu da söylerler; Pa vo beuzet Paris Ec'h adsavo Ker Is "Ne zaman ki gömülecek paris, o zaman yükselecek şehr-i YS." Bu senaryo sadece Ys'e değil, Thera, Ahtorrath, Rata ve nice unutulmuş batık şehirlere adanmıştır...